AÇIK VE GİZLİ ZİKİR

Yazılarımızı Paylaşın

AÇIK VE GİZLİ ZİKİR (Zikir Nedir)

İnsanların yaratılış ve kabiliyetleri değişkendir. Bireyleri kendi fıtri yapıları içinde değerlendirmek ve manevi tecrübelerini bu yapının gerekli kıldığı eğitim metodu ile oluşumu sağlamak gerekir. Zikrullaha muhatap olan şahsın kabiliyetine göre gizli veya açık zikir tavsiye edilir. Bu konuda Mazhar-ı can ve canan hazretlerinin mektubunu aynen aktarmayı uygun bulduk “Malum olsun ki, zikrin anlamı, hatırlatmaktan ibarettir ve üç kısımdır: Birincisi; Kalp bilgisinin payı olmaksızın yalnız dil zikridir.

İkincisi ise; Lisan hareketi olmaksızın kalbî zikir’dir… Tasavvuf ıstılahında gizli zikir diye isimlendirilen bu usul, tasavvuf ehlinin uyguladığı zikir yöntemidir ve tarikatların hepsine makbul olup kullanılan yöntemdir… Kalbî zikir iki taraflıdır. Bir tarafı anılan zatın, hiçbir sıfatla düşünülmeksizin kalp’de oluşturduğu huzur ve haz’dır… Allah’ın sıfatları ve Esmâü’l-Hüsna, yaratılış halleri düşünülecek olursa kalbî zikir kuvvetlenir. İkinci taraf ise zikredileni kalp’de, tüm oluşumları ile zikretmek (fikretmek), Kur’an ve hadis- kitap ve sünnet icrası, bu türlü zikrin faziletleri ile doludur.

Üçüncü zikrullah yöntemi ise, kalp eşliğinde dil zikri. Zikrullah icrasında fayda verici unsur olarak düşünülen önemli icra şeklidir.Bir taraftan, sadece zikreden şahsın duyabileceği tarzda zikrullah icrası. Diğeri ise kendisinden başkasına da, duyurulan zikirdir. Bazı hususi yerlerde gizli zikirden üstün olarak algılansa bile her yerde böyle değildir.

Açık zikrin benimsenmesi şu hikmete bağlıdır; Nasıl ki, ezanlar – sabah – akşam- yatsı namazlarında açık oku nan Fatiha ve sureler, ortama apayrı bir tilavet lezzeti veriyorsa; Allah… Allah… Allah seslerindeki ahenk, gaflet içinde olan kalbi yumuşatır ve günahlarımız için bir pişmanlık hissi verebilir.

Gizli zikirde düşünülen hikmet ise, ibadetlerin kabulüne engel olan riya ve sesin fesadından korunmak içindir. Gizli zikrin, açık zikirden üstünlüğü, kitap ve sünnet ile sabittir.“ Rabbini içinden, yalvararak ve korkarak yüksek olmayan bir sesle, sabah ve akşam zikret.“(el-A’raf, 205) “Muhakkak ki siz, sağıra veya mevcut olmayana dua etmiyorsunuz.” hadisi şerifi buna delildir.

Son devirlerde moda olan; çalgı – kılıç ve şiş eşliğin de gösteri zikirlerine dönüşen uygulamalar, kitap ve sün nete aykırıdır. Belki törensel zikrullah icrasını ilham yolu ile benimsemiş olabilirler. Şeriat bu konuda susmaktadır. Ancak def gibi bazı aletler mübah dairesi içinde görülebilir. İnkarları şeriat bakımından mecburi olmaz. Kitap ve sünnet’le sabit olan zikrullah icrasının, şeri at ölçüleri ile sabit olmayan uygulamalardan daha üstün olduğu tartışılamaz. Resulullah efendimiz, Hz. Ali’ye cehri (açık) zikri öğretirken, açık bulunan kapının kapatılmasını emir buyurmuş ve cehri zikri öğretmişlerdir…


Yazılarımızı Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir